DENEMELER

DENEMELER

150,00

Denemeler Önsöz I

Montaigne memleketimizde pek tanınmış olmamakla beraber bu çevirileri uzun bir önsözle vermeye cesaret edemedim, bunu gerekli görmedim. Çünkü Montaigne eserini zaten kendisini tanıtmak için yazmış. Onunla okuyucu arasına girecek olan herkes boş sözler söylemek tehlikesine düşer. Üstelik de Montaigne’in Türk okuyucularına hiç de yabancı gelmeyeceğini sanıyorum; çünkü yeni Avrupa’nın ana kaynaklarından biri olan bu büyük düşünce kaynağının bize Avrupa’dan gelen her kitapta biraz payı vardır. Yeni düşünce, insan bilincinin insanı ve doğayı serbestçe tanımak çabası ise, Montaigne bu çabanın ilk büyük hamlesidir. Bugün bizim de kavuştuğumuz serbest düşünceye o, dört yüz yıl önce ve bizim uyanış devremize birçok bakımlardan benzeyen coşkun bir devirde kavuşmuştur. Bugünkü Türkçe gibi değişen kıvrak ve başıboş bir dille; şimdi anlamları çok değişmiş taze Fransızca kelimelerle, halk deyimleriyle yazılmış olan Denemeler, çeviriye en az elverişli kitaplardan biridir. Bu çevirileri iddialı birer örnek olarak değil, birer deneme olarak veriyorum. Parçaların seçilmesi de daha çok gelişigüzeldir. Montaigne’de yapılacak her seçme, ister istemez, keyfi ve eksik olacaktır. Bunlar, Denemeler ’in ötesinden berisinden koparılmış düşüncelerdir. Montaigne’in bahçesinden her geçişte insan çok değişik demetler yapabilir. 1940 Sabahattin Eyüboğlu

Kategoriler:

Açıklama

Dünya edebiyatının ve felsefe tarihinin en önemli başyapıtlarından biri olan Michel de Montaigne’in “Denemeler” adlı eseridir. Paylaştığınız kapak, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın prestijli Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’ne aittir ve edebiyatımızın usta isimlerinden Sabahattin Eyüboğlu tarafından Fransızca aslından derlenerek dilimize kazandırılmıştır.
Montaigne, 16. yüzyılda kaleme aldığı bu çalışmasıyla edebiyata “deneme” (Fransızca: Essais, yani “denemek, test etmek, değer biçmek”) türünü kazandıran isimdir.
Montaigne kitabın merkezine doğrudan kendisini koyar. “Gerçek nedir?” sorusuna “Gerçek benim” diyerek yaklaşır; kendi zayıflıklarını, korkularını, alışkanlıklarını ve düşüncelerini samimiyetle anlatırken aslında tüm insanlığın bir aynasını sunar.
Dogmatik kalıplara ve bağnazlığa karşı çıkarak okuyucuya “Ne biliyorum?” (Que sais-je?) sorusunu sordurur, insanı her türlü otoriteden bağımsız olarak kendi aklıyla düşünmeye davet eder.

Let's Chat!